veda
Sevgili canlar :)
Arkadaşlarım,
Benim için ayrılma vakti geldi, 3 buçuk yıl bitti burada, çok bile olmuş. Teşekkür edecek kimse yok :) İyilik timsali diyebileceğim, benzetildiğim ve benzetildiğimden onur duyabileceğim kimse yok:) Kimseye de var olun, devriniz daim olsun diyemiyorum :)
Ama tahmin edersiniz ki, başka diyeceklerim var.
İlk ve son cümlem aynı olacak, kimsenin kölesi olmayın, kimsenin kölesi olmak için bu kadar hevesli olmayın.
Nasıl mı? Bu çark devri daim ediyor,
kapitalizm böyledir biri zorunlu bırakır, örneğin, borçlandırır, diğer
alternatiflerin hepsini kapatır, diğeri ise sizi sömürür. İkisi de bunu
göstere göstere yapar aslında. Bunu kurbağa örneği ile
yapar, sizi su dolu bir kazana koyar, bir yandan yemeğinizi verir, bir
yandan ocağın altını açar, yavaş yavaş ısınırsınız, kaynarsınız sonunda
da ölürsünüz:) Ama biz bu
durumdan olabildiğince zevk almaya bakarız. 10
yılda ödeyecek de olsak, kendimizi en zora sokacak, en köşeye
sıkıştıracak evi satın alırız, asla arabasız şuradan şuraya gitmez ilk
fırsatta bir araba kredisine gireriz. Zaten evlilik, düğün dernek, baby
shower, düğün gibi organize edilen bebek doğum günleri,
içlerine girmek için can attığımız o fotoğraf çerçeveleri, kurabiyeler,
kartonlar, etiketler… (bu listeyi sonsuza götürebilirim!) Tüketimde
dünyanın 1 numarası, üretimde sondan 1. siyiz. Ama devam, daha kötü
olabiliriz! Başkaları daha basit nasıl yaşayabilirim
diye düşünürken, biz daha şatafatlı nasıl yaşarızın derdindeyiz, her
şeyden elimizde en az 3-5 tane olsun isteriz. Ve en lüksü için kendimizi
parçalarız. Şark kültürü, görmemişlik, olmamışlık, hamlıktır bu.
At gibi sınavlara koşturulduk, anamız babamız
bizi ne zor şartlarda okuttu, geldik mühendislik yapacağız diye, ne
görelim safi ego tatmini. İş yapamıyoruz insanların egolarını tatmin
etmekten, korkutulmaktan, sindirilmekten. Bu ülkenin
bilimi ve geliştirme çalışmaları yok ki üniversite mezununa,
kimyagerine, kimya mühendisine ihtiyacı olsun, tek ihtiyacı maraba,
emireri:) Ama o kadar zeki
akıllı insanları var ki, ve o kadar da çok üniversitesi. Herkes
okuyor.. Ama okuyan herkes iş bulacak değil ya, bulsa da gerçekten
okuduğu işi yapacak değil ya. Bu kadar çok mezun varken de seni istediği
gibi sömürebiliyor. Beğenmezsen git, yerine sırada bekleyen binlerce
kişi var diyor, haklı, var. Açılan bir tane fabrika
yokken bunca senedir, alternatifin de yok, başka bir iş yapamıyorsun,
devlete girmeyi bile düşünemiyorsun. Ama saha ekibine bu sömürü bir yere
kadar yapılabiliyor, insanlar doktor ya da eczacı, alternatifi var.
Bizim yok. Ama madem bu ülkede alternatifimiz
yok, başka şeyler araştırmak gerek. Çalışmaya gelince herkes köpek gibi
çalışıyor, ama kendi hayatınızda bir değişiklik yapın madem mutsuzsunuz
bir çıkış yolu arayın deyince, kimsenin kolunu kıpırdatacak hali yok.
30 sene daha işkenceye razı herkes. Hiçbir
durum daha kötü olamaz bu durumdan. Bu bir reaksiyon, sabah servisle
alınıyoruz, akşam posamız eve geri bırakılıyor. Zamanla kişiliğimiz de
eriyip gidiyor içinde bu döngünün. Hastalanıyoruz, mutsuzlaşıyoruz. Kim
üniversitede attığı gibi dolu dolu 32 dişi görünerek
kahkaha atıyor hala?
Bakın bu ülkenin en büyük sorunu eğitimsizlik,
cahillik değil, okumuş beyaz yakalıların bana değmeyen yılan bin
yaşasıncı halidir. En büyük suçlu da, oy veren cahil insan, ya da
doğunun eğitimsiz ve ezilmiş halkı değil, bunca haksızlığa,
sömürüye, adaletsizliğe, hırsızlığa sesini çıkarmayan batılı,
üniversite okumuş, eğitimli beyaz yakalılardır. Ben böyle görüyorum.
Yanınızdaki haksızlığa sesiniz çıkmıyor.. Haksızlık en iyi bildiğimiz
kelime. İnsanlar haksız yere öldürülüyor, yakılıyor, vuruluyor.
Ekmek almaya giderken öldürülen 11 yaşındaki Berkin’in, dövülerek
öldürülen Ali İsmail’in ve daha nicelerinin ülkesi burası. Tabi ki bu
haksızlıkların yanında bizim iş hayatında yaşadıklarımız hafif. Ancak
alt metinde yatan şey aynı, çoğunluk böyle istiyor,
böyle düşünüyor sen de buna uyacak, sesini çıkarmayacaksın, itiraz
etmeyeceksin, düzenimizi bozmayacaksın, uyuyanı uyandırmayacaksın. Karşı
çıkın!
Korkmayın! Konuşun, itiraz edin, hakkınızı
arayın, fikirlerinizi söyleyin, bulunduğunuz yeri eleştirerek
güzelleştirebilirsiniz, şükrederek değil. Ben konuştum da başıma bir
şeyler geldi diye korkmayın, başıma hiçbir şey gelmedi, yani
dayanamayacağım, karşılığını veremeyeceğim bir şey gelmedi :). Bugün aynı şey olsun daha yüksek sesle konuşurum. Unutmayın
kimse sizden akıllı değil, haklarınızı bilin! Size kendisini akıllı
sananlar, hangi avukata yazdırdın bu dilekçeyi diye aşağılayıcı bir
şekilde sorsa da, gülün:)
Önemli olan adaleti, dürüstlüğü, ahlakı ve
erdemlerimizi terk etmemek. Onları tehdit edildiğiniz, korkutulduğunuz
ya da daha çok para kazanmak istediğiniz için satmayın. Satanlara
özenmeyin :) Ananız, babanız size
kiminle konuşup konuşamayacağınızı söyleyemezken, kimlerin sözünü
dinlediğinize dikkat edin! Kim onlar! Neden korkuyorsunuz! Az kişi var
direnen, korkmayan siz de azlardan olun, diğerleri sizi
gördüğünde kendisinden utansın, ama arkanızdan kaç tane kaldı ki,
bunlar da bir avuç nesli tükenmiş geyik desin. Bir avuç kalmış olanlar
acıyor diğerlerine!
Kendinizi sadece siz kurtarabilirsiniz.
Olumlama ya da secret değil:D cesaret ve azmetmek işi bu. Gözü
karartmak;) “en kötü limon satarım pazarda ama bu hayatı yaşamam,
kendime bunları yaptırtmam” deme işi..
Öpüyorum hepinizi, hepiniz çok daha iyilerini hakkediyorsunuz, ‘dışarısı çok kötü, burası cennet’ yalanına inanmayın.
Sıkıntılarınızı ve kurtuluşunuzu yazın:) Kuzeye gelirseniz hepinizi beklerim.
Destek veren arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.
Gönülden sevgilerimle..
Gün gelir, zorbalar kalmaz gider! Merak etmeyin :)
Kimsenin kölesi olmayın, kimsenin kölesi olmak için bu kadar hevesli olmayın!
https://eksisozluk.com/entry/55123403
https://eksisozluk.com/entry/55123403
Kommentare
Kommentar veröffentlichen