evi sirtinda yasamak
Bir yandan tiny house ve van life akimini takip ediyorum ve inanilmaz hevesleniyorum ilham aliyorum bir yandan da nettflix'te yayinlanan tidying up with marie kondo' yu izleyip insanlarin ne kadar cok esyalari olduguna hayretle bakiyorum. Tüketim toplumu dedigimiz sey icinde ne büyük tüketiciler barindiriyormus. Bir insanin nasil olur da 150-160 cift ayakkabisi olabilir, cogu da tabiki giyilmemis kutusundan bile cikarilmamis. Ayni sey elbise, pantolon, mont, canta, cüzdan, gözlük ve vesaire hersey icin gecerli. Bir de kolayci bir tavirla, benim de zayif noktam ayakkabilar yada elbiseler denebiliyor. Bir de cocuk kiyafetleri ve oyuncaklariyla dolup tasan evler var. Disarida bir sürü insan, kadin, erkek ve cocuk inanilmaz kötü durumdayken, yine aslinda orta sinif insaninin bu kadar pervasizca tüketiyor olusu düsüncesizlik ve ne büyük bencillik... Esya ile mutlu olmak... bir seye sahip olmak onun sana iyi hissettirmesi, seni rahatlatmasi ve huzur vermesi güzel. insan bulundugu yeri zaten eve dönüstürürken aslinda bunu yapmiyor mu? Ona mutluluk, rahat ve huzur verecek seylerle döseyip bir yuvaya dönüstürüyor bulundugu yeri. Ama biriktirmek, ihtiyacin olmasa da depolamak, düzenli ya da düzensiz olmasi önemli degil, o esyalari senelerce belki kullanilir diye depolayarak baskasinin o esyaya sahip olarak kazanacagi faydadan ve mutluluktan mahrum etmis oluyorsun. Tabi nettflixteki bir programdan tüketim karsiti propaganda yapmasini beklemiyorum ama ufacik bir gönderme hissetmedim. Insanlar koca dag olusturduklari esyalarindan az biraz sikilarak ve surecte ayak sürüyerek azaltiyorlar sahip olduklarini.
Bir yanda evlerinden ayrilip kendilerine alternatif bir yasam alani yaratip, caravan yada tiny house gibi, herseyden vaz gecen bir topluluk varken bir yandan da tüketime devam eden gün gectikce daha cok tüketen insanlar var.Bizim downsizing dedikleri daralma kücülme azaltma nasil deniyorsa prosesimiz nasil olmustu diye düsünüyorum. Ben uzun zaman bana pek birse alinmadigini iyi biliyorum, hep ablamlarin kücülmüslerini giyerdim yada nadiren annemin getirdigi baskalarinin kiyafetlerini giyerdim. tabi onlar bile bir sekilde cogaliyorlardi. Ilk staj icin Erasmus programi ile 3 ayligina Hollandaya üniversiteye gittigimde kocaman bir valizle gittigimi hatirliyorum kendi agirligimdan fazlaydi neredeyse. sonra o uc ay boyunca aslinda sadece iki pantolon birkac kazak/hirka ve birkac t-shirt ve tek bir ayakkani giydigimi farketmistim. Halbu ki bu normal zamanda da böyleydi ama farkedememisim. Sonrasinda döndügümde neredeyse olmayan ve hic giymedigim herseyden kurtulmustum. Azalmisti tabi esyalarim ama ise girmemle ben de yavas yavas alis veris yapar olmustum. Magazalarda dolasmaktan pek hoslanmiyordum kendi kendime birsey almaya da zorlaniyordum, fakat internetten siparis verme dönemi baslayinca cok kisa bir süre de olsa ben de o furyaya katilmistim. Neyseki gelen hicbirsey cok zayif oldugum icin bana uymuyordu ve hepsini geri gönderiyordum. Böylece internetten kiyafet satin alma devri hizlica kapanmisti. Bu arada evlenip esimle yasayacagimiz eve tasindik. Evlendigimizden beri yurtdisina cikma fikrindeydik bu yüzden evi aslinda kendimiz oturmayacakmisiz da kiraya verilecekmis gibi düsündük. Ikimiz de eskiden ayri evlerde yasadigimiz icin esyalarimizi birlestirdik, cift olan esyalari ailelerimize paylastirdik ve sadece iki koltuk bir tv sehpasi, kücük bir kütüphane ve bir sifonyer aldik. Ev neredeyse bostu ve cok ferahti. bir bucuk yil yasadik bu evde, sonrasinda planlarimiz netlesti ve ayrilma günü geldi catti. Evi kiraya verilecek hale getirdik; fazla mutfak esyalarini kardesime verilmek uzere kutuladik, kitaplarimizi anneme gönderdik ve bizim saklayacagimiz esyalari bir koliye yerlestirip ayirdik. Yanimiza sadece kiyafet alacaktik, bunun icin iki büyük kullanisli bavul aldik. Cogu cok kalin, kislik esyalardan olusan kiyafetlerimizi iki büyük bir cok kücük bavula sigdirdik. Ve bundan sonra nereye gitsek iki büyük bir-yada iki kücük valize sigacak kadar esyamiz oldu. cünkü sabit bir yerde yasamiyorduk ve ne zaman sabitlenecegimiz de belli degildi, hala da degil. Bu sebeple alacaginiz hersey icin ikinci bir kez düsünmeniz gerekiyor. Bu yüzden annem bize evlerini sirtlarinda tasiyorlar diyor.. :)

Kommentare
Kommentar veröffentlichen